25 Eylül 2007
Nefis köfte ve yemeklerden sonra hiç kimsenin canı masadan kalkmak istemediğinden masa başı sohbeti yapıyorduk. Söz döndü dolaştı ve Adana Büyükşehir Belediyesinin yeşil alan ve parkları kendi elemanları ile değil de ihale yolu ile firmalara yaptırdığına geldi.
Adana Büyükşehir Belediyesi bu alanların sulama ve tanzimini ihale ettiği firma, işini çok iyi ve hakkıyla yapıyormuş, yapıyormuş ama diyelim 500 kişi çalıştırdığı halde 25 kişilik bir SSK bildirgesi veriyormuş. Aradaki 475 kişi ise hiçbir varlığı ve belki de şirketinden haberi olmayan bir kişinin şirketinde görülüyormuş. Tabi bu kişi o 475 kişiyi sigorta ettirmiş ama primlerini ve muhtasar beyannamelerini hiç yatırmamış. Bu işlem yıllardır bu şekilde yürüyormuş. Çalışan işçiler, Bağ-Kur’daki gibi prim borçları olduğunda doktora gidilememesine karşın, burada çok rahatlıkla doktora sevk alıp tedavilerini de yaptırmaktalarmış. Vergi Dairesi ve Sigorta Müdürlüğü ise tüm uğraşılarına karşın bir türlü alacaklarını tahsil edememektelermiş.
Adana Büyükşehir Belediyesi ise, konuya son derece duyarsız ve işi ihale ettiği firmaya hak edişlerini tıkır tıkır ödemekteymiş.
Peki ne var bunda diyeceksiniz. Ne yok ki; bir kere o 475 kişi bir kuruş para ödemeden senin benim hakkımı kullanıp tedavi ve ilaç alıyor. Eee ne var peki bunda da derseniz, el insaf yahu. Benim o gariban işçi ile ne alıp veremediğim olur. Burada değinmek istediğim önemli husus ; hani belediyeden o ihaleyi alan büyük firma var ya. İşte o firma, o işi 500 kişi ile yaparken 25 kişiyi sigortaya ve Maliyeye bildiriyor ve onların vergi ve SSK primlerini muntazaman ödüyor. Ama geri kalan 475 kişiyi ise, ya yanında çalıştırdığı ya da bir sebeble adına şirket kurdurduğu kişinin şirketinde sigortalı göstermektedir. Tabi bu kişinin de vergi ve sigortayı yatırmasını beklemek safdillik olmaktadır. Dolayıyla bu 475 kişinin vergi ve SSK primi ana firma için haksız kazanç ve dolayısıyla da haksız rekabet olmaktadır. Bu olayda Büyükşehir Belediyesinin haberinin olmaması ve masum olması mümkün değildir.
Peki Maliye ve SSK ne yapmalıdır derseniz; kanımca bu tür işlemlerin önüne geçmek için sözleşmeyi iyi incelemek gerekir. Sözleşmede yoksa bile basiretli bir işverenin hakediş öderken yapacağı basit bir inceleme ile işçi üçretlerinden firmanın ve taşeron firmanın vergi ve sigorta borcunun olup olmadığı kolaylıkla saptanabilir. Ona göre de hakedişi ödenebilir. Tabi bu tip işlemlerde Belediye yetkililerinin de mali sorumluluklarını sözleşmeye ilave etmekte fayda vardır.
Yukarıda belirttiğimiz olayın ciddi bir şekilde, savcılık, maliye ve SSK müfettişlerince soruşturularak olayın idari , mali ve adli bir rapora bağlanarak sorumlularının cezalandırılması, benzer olayların devam etmesini ve teşvikini önler kanısındayım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder