23 EYLÜL 2008
Unutulmamalıdır ki “Bu gün hukuku ayak altına alanlar yarın hukuka muhtaç olurlar”
Bu Ergenekon Davasının 9. dalgasında Tuncay Özkan, eski Emniyet Organize Suçlar Daire Müdürü Adil Saçan ve 8 kişi daha göz altına alındılar. Tuncay Özkan hepimizin bildiği Atatürkçü, araştırmacı gazeteci, eğilmektense kırılmayı yeğ tutan birisi. Adil Saçan ise ilk Ergenekon Soruşturmasını başlatan ve yaptığı bir çok operasyonlarla bir çok kişinin foyasını ortaya çıkaran ve çomağına taş koyan emekli emniyet müdürü.
Geçen hafta ortalarında da Sanatçı Nurseli İdiz ve Seyhan Soylu ile bir çok kişi daha göz altına alındılar. Üç gün göz altında tutulup ifade verdikten sonra Mahkemece serbest bırakıldılar. Kendileri daha sonra ne için suçlandıklarını dahi anlayamadıklarını beyan ettiler.
Daha önce de Hurşit Tolon ve Şener Eruygur Paşalar Ergenekon soruşturması kapsamında göz altına alındılar . Gözaltı sonrası, sanki adresleri yok veya kaçacaklar veyahut delilleri karartacaklarmış gibi tutuklanıp ceza evine konuldular.
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perincek ve bir çok kişi de yine aynı operasyonda tutuklanıp ceza evinde yatıyorlar.
Soruşturma yaklaşık 14 aydır sürüyor. Soruşturmanın başladığı tarihten bu güne kadar bir çok kişi hala tutuklu. Mahkemece salıverilecekleri günü bekliyorlar. Ha bu arada bir kişi ölüm döşeğinde olduğu için hapiste ölmesin diye hastahaneye çıkarıldı ama ne yazık ki Hastahanede öldü. Bir başka bayan karaciğer hastası kadın ise aynı nedenlerle tahliye edildi. Şener Eruygur Paşa hapiste beyin kanaması geçirdi. Ölümle pençeleşti. O da yurt dışı yasağı konularak tahliye edildi.
Her an hepimiz Ergenekon sanığı olarak sabah 06.30 da gözaltına alınabiliriz. Bunun en güzel örneğini de Ak Parti millet vekili Kemalettin Göktaş:-“Aydın Doğan bir sabah 06.00 da elleri kelepçeli olarak götürülürse hiç şaşmam” diyerek vermiştir. Bu kendileri gibi düşünmeyen veya yaptıklarına karşı çıkanlara verilen bir gözdağıdır.
Bir TC vatandaşı olarak ben şahsen Ergenekon soruşturmasının ciddiyetinden şüpheliyim. Zira birbirine zıt o kadar kutup bir araya gelerek bir darbe yapacaklarına inanmıyorum. Harbokulundan iki yıl önce mezun olan genç teğmenler kadar ben de dahil olmak üzere bir çok kişi evde, işyerinde, köy kahvelerinde, arkadaş sohbetlerinde hükümet devirir, hükümet kurarız. Dünya politikalarını yürütürüz. Partileri, kişileri, devlet dairelerini eleştiririz. Sultan Abdülhamit’in hafiyeleri belki şimdi yok ama galiba telefon dinlemesi ve jurnalcileri var. Maazallah hükümeti eleştirdiğimiz kulaklarına gidecek olursa bakarsın bir sabah 06.30 da da biz göz altına alınırız.
Al sana gözaltına alınmak için bir bahane; Yaklaşık 14 ayı aşan bir süredir soruşturulan Ergenekon davası nedeniyle onlarca kişi aylarca hapis yatmakta ve soruşturma kapsamında binlerce gerekli gereksiz belge incelenmekte ve dosya eki oluşturmakta iken, Almanya’daki meşhur Deniz Feneri Davası 2 ay gibi kısa bir sürede 192 belge ile karara bağlandı. Asıl suçlular Türkiye’de denilen kararda da Türkiye’deki isimler telaffuz edildi.
Şimdi sorarım size, Türkiye’deki kişiler için bir soruşturma başlatıldı mı? Az evvel Star TV’de Uğur DÜNDAR, bu konuyu Ankara temsilcisi bir bayana sordu. Maalesef Sosyalist Partinin ihbarı üzerine inceleme başlatan Ankara Başsavcılığının 15 günden bu yana (Güya başsavcı Suudi Arabistan’daymış) hiçbir işlem yapmadığını belirtti.
Bu olayda hükümet ve Ak Parti de Deniz Feneri Soruşturmasının çok büyük bir tedirginlik ve korkusunu seziyorum. İşin tuhafı bağımsız yargıçlarımızda da bu konuda bir tedirginlik var. Acaba bu tedirginlikte başbakanı 1 kuruş tazminata mahkum eden hakimin aldığı ceza ve sürgünün payı var mıdır diye düşünmekten de kendimi alıkoyamıyorum.
Yolsuzluk, rüşvet, suiistimal, yandaşlara iş, irtikap, haksız zenginleşme gibi olayların bu dönemdeki gibi hiçbir dönemde artmadığı ve bunları dile getiren kişi, kuruluş ve medyanın polis gücüyle susturulmaya çalışılmasının adı POLİS DEVLETİ değil midir?
Bu günkü Polis Devleti, yarının tek adamlık dikta rejiminin ilk adımı değil midir?
Yazımın başında belirttiğim, “ Bu gün hukuku ayaklar altına alanlar, yarın hukuka muhtaç olurlar” sözüm yalnız siyasetçilere değil, iş adamlarına, yargı mensuplarına kısaca herkesedir.


