17
Ağustos 2007
HER
ZAMAN DA ŞİKAYET EDİLMEZ Kİ !
Bir
zamanlar çok büyük paralar kazanan fakat parayı
elinde tutamayıp çok harcayan yeğenim, parasız kalıp zor duruma
düşünce geçirdiği bir bunalım sonunda yakınlarına ve bana mektuplar
bırakarak 2002 yılında intihar etti. Bana bıraktığı mektubun içinde
bir çok şeyler anlatıp, geride kalan eşi ve çocuklarının perişan
olmaması için SSK.dan emekli olmasının sağlanması ve bununla ilgili
tüm belgeleri mektubunun ekinde olduğunu belirtmiş idi.
Bende kendisini toprağa verdikten sonra SSK dan emekli
işlemlerini, son çalıştığı yer olan İzmir'e müracaat ederek başlattım.
SSK doğal olarak BağKur ve Emekli sandığına yazı yazarak buralarda
geçen bir hizmeti varsa, onları da birleştirmek istedi. Ancak
Bağ-Kur'dan gelen yazıda yeğenimin kendilerinde hizmetinin olduğu ve çıkış belirtilmediği için hala BağKur'lu göründüğünü ve bu nedenle de SSK'daki hizmetlerinin kendisine gönderilerek ancak BağKur'dan emekli olabileceğini belirtti. Eh bizde SSK olmazsa BağKur olsun dedik. Dedik ama emeklilik için SSK'da yeterli prim ödenmiş olmasına karşın BağKur'da çıkış yapmadığı ve kendisince SSK'lı olduğu dönemlere
ilişkin, bu sefer BağKur'da prim istediğinden faiziyle birlikte 2002
yılında bize 9 milyar TL gibi bir borç çıkardı. Tabi biz bu parayı
ödeyemedik. SSK ve BağKur'a bir çok kez müracaat ettiysek de BağKur
bizden, ortaklıktan ayrıldığına ilişkin bir belge veya vergi dairesi
ile ticaret odasından ayrıldığını belirtir bir yazı istedi. Ancak bu
yazıları bulamadığımız içinde kendisini öldüğü tarihe kadar BağKur'lu
sayıp bizden para yatırılmadığı sürece emeklilik işlemlerinin
yapılmasının mümkün olamayacağını belirttiler. Tabi bizde para
olmadığından bir işlem yapamadık.Ta ki bu sene, yeğenimin bana
yazdığı mektubu evraklarımın arasında bulana kadar unuttuğum ancak içimde bir ukde olan emeklilik işini , tekrar araştırdım. İstanbul
BağKur İl Müdürlüğünden aynı cevapla karşılaştım. Mevzuatı araştırmak için Sosyal Güvenlik Kurumu'nun web sayfasına girdiğimde; bizzat Bakan Murat Başesgioğlu'nun mail adresini gördüm. Olayı özetleyerek hiç olmazsa yeğenimin primini ödediği günlerin BağKur borcundan
düşülmesini istedim. Hemen ertesi günü Bakanlık danışmanları beni
aradı ve benden konuya ilişkin ayrıntılı bilgi istediler. Gerekli
bilgileri verdikten sonra ilgileneceklerini ve İstanbul ile
görüşeceklerini belirttiler. Doğrusu bu ya, ben mail attıktan sonra
pek ilgileneceklerini sanmamıştım ama telefondan sonra umutlandım.
Nitekim 15 gün kadar sonra İstanbul BağKur İl Müdürlüğünden, her
zamanki malum yazı bana cevaben olumsuz olarak ve zaman aşımına
uğraması nedeniyle toplu para alınamayacağını belirten bir bilgi
geldi. Hayal kırıklığına uğradım.
Oturdum tekrar olayı belirttim ve isteğimin mantıklı
olduğunu yineleyerek ne olur yardım edin, aramızdaki yazışmalar
zaman aşımını keser dedim. Ertesi günü bu sefer evden, isminin Sevgi
Özsu olduğunu ve Bakan danışmanı Saadettin Çay'ın talimatı üzerine
aradığını; konu ile yakından ilgilendiklerini; İstanbul ile
görüştüklerini ve dosyada gözden kaçan belgelerin zaman aşımını
kestiğini ama yasa gereği ellerinden bir şey gelmediğini ancak bu
paranın tamamının yatması halinde biriken maşlarının yatan paraya
yakın olacağını bunun da bizim lehimize olduğunu ayrıntılı bir şekilde
belirterek paranın yatırılmasını istediler. Nitekim BağKur İstanbul
İl Müdürlüğünden de bu anlamda bir teyid mektubu geldi. Kalktım
Bakanlığa Sevim Hanımın yanına gittim. Kendisi ile uzun uzun konuşarak
olayı tartıştık. Sonuçta faizleri ile birlikte toplam 14.670.-YTL.nin
yatırılmasının gerektiği konusunda ikna oldum. Hemen eşimin bankası
olan İş Bankasına müracaat ettik ama bize krediyi ödeyemediler ve
parayı ancak 2 gün sonra aldık. Bu kez ay geçmiş olduğundan ertesi
ayın faizi de karşımıza çıktı. Neyse onu da ödeyelim dedik. Aksilik bu
ya parayı yatırmak istediğim Ziraat Bankası ODTÜ şubesi borç miktarı
ekranda çıkmıyor diye parayı alamadı. Konutkent Şubesine geldim. Aynı
gerekçe ile orası da almadı. Bunun üzerine tekrar Sevgi Hanımı
aradım.Sevgi Hanım bana Mithatpaşa Caddesi üzerindeki Muhasebe
Servisine gitmemi ve orada Murat Bey ile görüşmemi ve kendisini
arayacağını onun da bana yardımcı olacağını gayet emin olarak
belirtti. Murat Bey 6. katta ve 60 yaşına yakın olan ben, heyecandan
asansöre dahi binmeden merdivenleri koşarak çıktım. Murat Bey olaydan
haberli, ekrana baktı ve hemen yan binanın altındaki Halk Bankası ile
görüştü. Oraya bir takım talimatlar verdi. Tekrar merdivenleri koşarak
indim ve arabada bekleyen eşimden parayı alarak Bankaya yatırabildim.
Teşekkür etmek için Murat Beyin yanına bu sefer Asansörle çıktım.
Kendisine teşekkür etmek için konuştuğu telefonu kapatmasını beklerken
telefondaki kişinin de ısrarla Murat Beyin adını öğrenmek istediğini
anladım. Telefondaki kişiye Murat Bey :Teşekküre gerek yok efendim.
Biz görevimizi yaptık. Adım önemli değil dedi ve telefonu kapattı. Ben
de kendisine teşekkür ettim. Aynı şeyi bana da söyleyerek, önemli
değil, görevimi yaptım dedi. Daha sonra ben banka dekontunu alıp
Sevgi Hanıma götürdüm. O da İstanbul İl Müdürlüğünden özel kalemdeki
Jale Hanım ile görüşmemizi ve onun bize yardımcı olacağını belirtti.
Ben de İstanbul'daki yeğenimin eşi ile görüşerek Jale Hanıma gitmesini
söyledim. Jale Hanım yeğenimin eşi ile ilgilenerek gerekli belgeleri
tamamlatmış ve işlemi başlatmış, ancak Ağustos ayı sonunda maaş ve
toplu para alınabileceğini belirtmiş. Aradan bir aya yakın süre
geçtikten sonra, evvelsi gün de internetten baktığımda" hak
sahiplerinin aylıkları bankalara gönderilmektedir" yazması üzerine
tekrar Sevim Hanıma gittim ve ondan da bağlanacak aylık ve ödenecek
toplu para miktarını öğrendim. Allaha bin şükür ki alınacak toplu para
, İş Bankası kredi ve faizini karşıladığı gibi az bir şey de yeğenimin
eşi ve çocuklarına kalıyor. O an ki mutluluğumu anlatamam. Yeğenimin
vasiyetini 6 yıl geçmiş olsa da yerine getirmemin yanı sıra, geride
kalan ailesinin hiç olmazsa sağlık güvencesine kavuşması ve bir miktar
aylık almasının yarattığı huzuru tarif edemem. En basiti çok küçük
olan kızının sık sık rahatsızlanmasının getirdiği mali külfetten
kurtulmak için yeğenimin devlet memuru olan kızkardeşi, kendi yeğenini
evlatlık olarak üzerine almış ve sağlık sorununu hiç olmazsa bu şekil
de çözmüştü.
Böyle bir maaş ve toplu ödemeye hiç ihtimal vermeyen
yeğenimin karısı ve görümcesi olan diğer kız yeğenim müjde telefonum
üzerine önce inanmadılar, şaşırdılar bir müddet sesiz kaldıktan sonra
mutluluk çığlıkları atıp bana ve yardım eden tüm kişilere dualar
ettiler.
Ben de oturdum ve düşündüm. Başta haberinin ve
bilgisinin dahi olduğunu sanmadığım Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Murat Başesgioğlu olmak üzere, olayı başından sonuna kadar üstlenip o
öksüz ve dul kadına maaş bağlatan ve onlara devlet güvencesi sağlayan,
Danışman Saadettin Çay (daha kendisi ile tanışıp teşekkür edemedim)
Sevgi Özsu, Muhasebe servisinde çalışan eşi Murat Özsu, yalnız ismini
duyduğum BağKur İstanbul İl Müdürlüğü özel kalemindeki Jale Hanım ve
ismini bilemediğim ancak bizlere yardımcı olan tüm memur ve
yetkililere yürekten teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bu kişiler,
bizler gibi bir çok kişinin de aynı şekilde birçok sorunlarının
çözülmesine yardımcı oluyorlar. Bizlerin ve bu gibi kişilerin
dualarını alıyorlar. Şahsen ben, kendi adıma ve ölmüş yeğenimin adına
onlara teşekkür ediyor, Allah razı olsun derken, "yaptıkları ilerde
önlerine gelsin" temennisinde bulunuyorum.
elinde tutamayıp çok harcayan yeğenim, parasız kalıp zor duruma
düşünce geçirdiği bir bunalım sonunda yakınlarına ve bana mektuplar
bırakarak 2002 yılında intihar etti. Bana bıraktığı mektubun içinde
bir çok şeyler anlatıp, geride kalan eşi ve çocuklarının perişan
olmaması için SSK.dan emekli olmasının sağlanması ve bununla ilgili
tüm belgeleri mektubunun ekinde olduğunu belirtmiş idi.
Bende kendisini toprağa verdikten sonra SSK dan emekli
işlemlerini, son çalıştığı yer olan İzmir'e müracaat ederek başlattım.
SSK doğal olarak BağKur ve Emekli sandığına yazı yazarak buralarda
geçen bir hizmeti varsa, onları da birleştirmek istedi. Ancak
Bağ-Kur'dan gelen yazıda yeğenimin kendilerinde hizmetinin olduğu ve çıkış belirtilmediği için hala BağKur'lu göründüğünü ve bu nedenle de SSK'daki hizmetlerinin kendisine gönderilerek ancak BağKur'dan emekli olabileceğini belirtti. Eh bizde SSK olmazsa BağKur olsun dedik. Dedik ama emeklilik için SSK'da yeterli prim ödenmiş olmasına karşın BağKur'da çıkış yapmadığı ve kendisince SSK'lı olduğu dönemlere
ilişkin, bu sefer BağKur'da prim istediğinden faiziyle birlikte 2002
yılında bize 9 milyar TL gibi bir borç çıkardı. Tabi biz bu parayı
ödeyemedik. SSK ve BağKur'a bir çok kez müracaat ettiysek de BağKur
bizden, ortaklıktan ayrıldığına ilişkin bir belge veya vergi dairesi
ile ticaret odasından ayrıldığını belirtir bir yazı istedi. Ancak bu
yazıları bulamadığımız içinde kendisini öldüğü tarihe kadar BağKur'lu
sayıp bizden para yatırılmadığı sürece emeklilik işlemlerinin
yapılmasının mümkün olamayacağını belirttiler. Tabi bizde para
olmadığından bir işlem yapamadık.Ta ki bu sene, yeğenimin bana
yazdığı mektubu evraklarımın arasında bulana kadar unuttuğum ancak içimde bir ukde olan emeklilik işini , tekrar araştırdım. İstanbul
BağKur İl Müdürlüğünden aynı cevapla karşılaştım. Mevzuatı araştırmak için Sosyal Güvenlik Kurumu'nun web sayfasına girdiğimde; bizzat Bakan Murat Başesgioğlu'nun mail adresini gördüm. Olayı özetleyerek hiç olmazsa yeğenimin primini ödediği günlerin BağKur borcundan
düşülmesini istedim. Hemen ertesi günü Bakanlık danışmanları beni
aradı ve benden konuya ilişkin ayrıntılı bilgi istediler. Gerekli
bilgileri verdikten sonra ilgileneceklerini ve İstanbul ile
görüşeceklerini belirttiler. Doğrusu bu ya, ben mail attıktan sonra
pek ilgileneceklerini sanmamıştım ama telefondan sonra umutlandım.
Nitekim 15 gün kadar sonra İstanbul BağKur İl Müdürlüğünden, her
zamanki malum yazı bana cevaben olumsuz olarak ve zaman aşımına
uğraması nedeniyle toplu para alınamayacağını belirten bir bilgi
geldi. Hayal kırıklığına uğradım.
Oturdum tekrar olayı belirttim ve isteğimin mantıklı
olduğunu yineleyerek ne olur yardım edin, aramızdaki yazışmalar
zaman aşımını keser dedim. Ertesi günü bu sefer evden, isminin Sevgi
Özsu olduğunu ve Bakan danışmanı Saadettin Çay'ın talimatı üzerine
aradığını; konu ile yakından ilgilendiklerini; İstanbul ile
görüştüklerini ve dosyada gözden kaçan belgelerin zaman aşımını
kestiğini ama yasa gereği ellerinden bir şey gelmediğini ancak bu
paranın tamamının yatması halinde biriken maşlarının yatan paraya
yakın olacağını bunun da bizim lehimize olduğunu ayrıntılı bir şekilde
belirterek paranın yatırılmasını istediler. Nitekim BağKur İstanbul
İl Müdürlüğünden de bu anlamda bir teyid mektubu geldi. Kalktım
Bakanlığa Sevim Hanımın yanına gittim. Kendisi ile uzun uzun konuşarak
olayı tartıştık. Sonuçta faizleri ile birlikte toplam 14.670.-YTL.nin
yatırılmasının gerektiği konusunda ikna oldum. Hemen eşimin bankası
olan İş Bankasına müracaat ettik ama bize krediyi ödeyemediler ve
parayı ancak 2 gün sonra aldık. Bu kez ay geçmiş olduğundan ertesi
ayın faizi de karşımıza çıktı. Neyse onu da ödeyelim dedik. Aksilik bu
ya parayı yatırmak istediğim Ziraat Bankası ODTÜ şubesi borç miktarı
ekranda çıkmıyor diye parayı alamadı. Konutkent Şubesine geldim. Aynı
gerekçe ile orası da almadı. Bunun üzerine tekrar Sevgi Hanımı
aradım.Sevgi Hanım bana Mithatpaşa Caddesi üzerindeki Muhasebe
Servisine gitmemi ve orada Murat Bey ile görüşmemi ve kendisini
arayacağını onun da bana yardımcı olacağını gayet emin olarak
belirtti. Murat Bey 6. katta ve 60 yaşına yakın olan ben, heyecandan
asansöre dahi binmeden merdivenleri koşarak çıktım. Murat Bey olaydan
haberli, ekrana baktı ve hemen yan binanın altındaki Halk Bankası ile
görüştü. Oraya bir takım talimatlar verdi. Tekrar merdivenleri koşarak
indim ve arabada bekleyen eşimden parayı alarak Bankaya yatırabildim.
Teşekkür etmek için Murat Beyin yanına bu sefer Asansörle çıktım.
Kendisine teşekkür etmek için konuştuğu telefonu kapatmasını beklerken
telefondaki kişinin de ısrarla Murat Beyin adını öğrenmek istediğini
anladım. Telefondaki kişiye Murat Bey :Teşekküre gerek yok efendim.
Biz görevimizi yaptık. Adım önemli değil dedi ve telefonu kapattı. Ben
de kendisine teşekkür ettim. Aynı şeyi bana da söyleyerek, önemli
değil, görevimi yaptım dedi. Daha sonra ben banka dekontunu alıp
Sevgi Hanıma götürdüm. O da İstanbul İl Müdürlüğünden özel kalemdeki
Jale Hanım ile görüşmemizi ve onun bize yardımcı olacağını belirtti.
Ben de İstanbul'daki yeğenimin eşi ile görüşerek Jale Hanıma gitmesini
söyledim. Jale Hanım yeğenimin eşi ile ilgilenerek gerekli belgeleri
tamamlatmış ve işlemi başlatmış, ancak Ağustos ayı sonunda maaş ve
toplu para alınabileceğini belirtmiş. Aradan bir aya yakın süre
geçtikten sonra, evvelsi gün de internetten baktığımda" hak
sahiplerinin aylıkları bankalara gönderilmektedir" yazması üzerine
tekrar Sevim Hanıma gittim ve ondan da bağlanacak aylık ve ödenecek
toplu para miktarını öğrendim. Allaha bin şükür ki alınacak toplu para
, İş Bankası kredi ve faizini karşıladığı gibi az bir şey de yeğenimin
eşi ve çocuklarına kalıyor. O an ki mutluluğumu anlatamam. Yeğenimin
vasiyetini 6 yıl geçmiş olsa da yerine getirmemin yanı sıra, geride
kalan ailesinin hiç olmazsa sağlık güvencesine kavuşması ve bir miktar
aylık almasının yarattığı huzuru tarif edemem. En basiti çok küçük
olan kızının sık sık rahatsızlanmasının getirdiği mali külfetten
kurtulmak için yeğenimin devlet memuru olan kızkardeşi, kendi yeğenini
evlatlık olarak üzerine almış ve sağlık sorununu hiç olmazsa bu şekil
de çözmüştü.
Böyle bir maaş ve toplu ödemeye hiç ihtimal vermeyen
yeğenimin karısı ve görümcesi olan diğer kız yeğenim müjde telefonum
üzerine önce inanmadılar, şaşırdılar bir müddet sesiz kaldıktan sonra
mutluluk çığlıkları atıp bana ve yardım eden tüm kişilere dualar
ettiler.
Ben de oturdum ve düşündüm. Başta haberinin ve
bilgisinin dahi olduğunu sanmadığım Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Murat Başesgioğlu olmak üzere, olayı başından sonuna kadar üstlenip o
öksüz ve dul kadına maaş bağlatan ve onlara devlet güvencesi sağlayan,
Danışman Saadettin Çay (daha kendisi ile tanışıp teşekkür edemedim)
Sevgi Özsu, Muhasebe servisinde çalışan eşi Murat Özsu, yalnız ismini
duyduğum BağKur İstanbul İl Müdürlüğü özel kalemindeki Jale Hanım ve
ismini bilemediğim ancak bizlere yardımcı olan tüm memur ve
yetkililere yürekten teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bu kişiler,
bizler gibi bir çok kişinin de aynı şekilde birçok sorunlarının
çözülmesine yardımcı oluyorlar. Bizlerin ve bu gibi kişilerin
dualarını alıyorlar. Şahsen ben, kendi adıma ve ölmüş yeğenimin adına
onlara teşekkür ediyor, Allah razı olsun derken, "yaptıkları ilerde
önlerine gelsin" temennisinde bulunuyorum.