BEN ORMANSIRTI (CÜCÜGEN) KÖYÜNDENİM
“Bu yazı; M.Ferit KOTAN’ın Sorduklarında Arapgir’liyim diyeceğim ya siz? başlıklı yazısına cevaben yazılmıştır.”
Ankara’da 1954 yılında kurulan Arapgir Kalkındırma Derneği’nden sonra 1954 yılının sonunda da Cücügen Köyü Kalkındırma Derneği Ankara'da kurulmuştu.1958 yılında da İstanbul'da ayrı bir dernek kurulmuş ve 1960 ihtilalinde her ikisi de kapatılmiştır. 1960 lı yılların sonunda Ankara'da yine Cücügen Kalkınma Derneği kurulmuştur. Kuruluş amaçları hemşehrilerimiz arasındaki yardımlaşmayı ve görüşmelerini sağlamaktı. Nitekim 12 Eylül 1980 ihtilaline kadar bir çok toplantılar ve birliktelikler sağlamışlarsa da ihtilalden sonra diğer dernekler gibi köyümüz derneği de kapatılmıştır.
Daha sonra bir çok dernek gerekli izinleri alarak faaliyetlerine devam etmişlerse de Cücügen köyü derneği nedendir bilinmez canlandırılmamıştır. İşte bu dönemde ben Ankara Arapgir Derneği Başkanı Sayın Ferit Kotan’ın daveti üzerine Yönetim Kuruluna seçildim. Yönetim Kurulunda bulunduğum süre içerisinde Arapgir için ekonomik bir şeylerin yapılması için bir takım önerilerde bulundum. Bunlardan örnek vermek gerekirse, Arapgir’in ürünlerinden üzüm, kayısı ve dut’un Arapgir’de işlenerek pekmez, pestil, kuru yemiş gibi hale getirilip büyük şehirlerde Arapgir Ürünü adıyla pazarlanması, Arapgirli’ye iş, köylüye para Derneğe de itibar kazandıracaktı. Bunun içinde Çarşıda tutulacak bir işyerine alınacak kazan, silindir, ocak, paketleme ünitesi gibi imalatta kullanılacak makine ve tesisler için gerekli yatırım Dernekçe karşılanıp daha sonra kazançtan amorti edilecekti. Yine köylülerden süt ürünleri olarak peynir, yağ alınacak daha sonra da yine Arapgir’de bir mandıra kurulmasına öncülük edilecekti.
Ama tam 40 yıllık ve de çok sevdiğim arkadaşım dernek başkanı Sayın Ferit Kotan’la ilk burada fikir ayrılığına düştüm. Zira O, Arapgir’de Hükümet binasının önüne bir Atatürk heykelinin dikilmesini istiyordu. Nitekim ben, bu nedenden dolayı dernek yönetimine ilk seçimde aday gösterilmedim dolayısıyla da yönetimde yer almadım. Bu konuyu iki nedenden dolayı belirtmek istedim. Birincisi Sayın Ferit Kotan, geçmişte dernek yönetiminde yer alan Cücügen’lileri sayarken benim adımı unutmuş (!) onu anımsatmak istedim. İkincisi ise, bir çok kişiden son zamanlarda sıkça duyduğum; “benim Atatürk’e (Heykele) karşı olduğum söylentisi.
Valla ben yukarıda açıkça fikrimi belirttim. Elimizdeki paranın heykel yerine yöreye ekonomik bir fayda sağlayacak bir şeye yatırmanın bana daha mantıklı geldiğidir. Bu gün dahi aynı fikirdeyim. Ha ben bir şeyin altını daha çizeyim. Ulu önder Atatürk bu günleri ta o zamandan görmüş ve “Beni görmek demek ille yüzümü görmek değildir.Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız bu yeter.” demiştir.
Bu arada Arapgir Postasının bu haftaki sayısında rahmetli ağabeyim Mustafa Gediközer in bu yıl ki dergimizde de yer alan “Buna Bir Çare” adlı yazısında belirttiği hususlar Sayın Ferit Kotanın da saptadıkları ile, aynıdır.
İşte biz bu yoldan hareket ederek köylülerimiz arasında birlik beraberlik dayanışma ve koordineyi sağlamak amacıyla 2001 yılında köy derneğimizi kurduk. İyi ki de kurmuşuz. Zira kurduğumuzdan bu yana her yıl geleneksel gurbet gecelerini ve bahar şenliklerini (piknik) yaptık. Buralarda bir çok köylümüz birbirini daha yakından tanıma fırsatı hatta tanışma fırsatı buldu. Köyümüzü tanıtan resimlerle Sayın Metin Emiroğlu’nun da gurur duyduğu takvimler çıkarttık. Yine kuruluşumuzdan bu yana her yıl düzenli olarak Ormansırtı Köyü Bülteni adı altında bir dergi çıkarttık. Tüm Türkiye’deki köylülerimizi kapsayan telefon rehberimizi yine 2006 da köylülerimize dağıttık. Hastalarımıza Ankara’da yardımcı olup ziyaretlerine gittik. Ölümlerinde onların yine yanlarında onlarla beraber ağladık. İşsizlerimize iş konularında yardımcı olmaya çalıştık. Köyümüzün su sorununa ilişkin olarak gerekli yardım ve girişimlerde bulunduk. Bir çok projeler hazırladık.
İlk gecemize Ankara Arapgir Kalkınma Derneği Başkanı Sayın Ferit Kotanı davet ettik. Sağ olsun bizi kırmadı ve geldi. Gecede güzel sunumlar yaptı. Bizi mutlu ve umutlu kıldı. Ertesi yıl ise davetimizi ‘Ben ilke olarak köy derneklerinin gecelerine karşıyım. Zira bu gecelere gelenler daha sonra bizim gecelerimize gelmiyorlar gelseler bile bizim gecelerde yeterli ölçüde bağışta bulunmuyorlar’ diyerek gecelerin yalnızca para toplama aracı olarak gördüğünü itiraf etmiştir. Oysa biz dernek olarak gecelerimizi maliyet fiyatlarına yaptığımız için iştirak fazla olduğu gibi zararına yapıyoruz. Keza pikniklerimizde derneğimize en az 500 YTL ‘ye mal oluyor. Biz son üç gecemizde”de hiç para toplamadık. Bizim en büyük kazancımız birlikteliğimizin cami avlusunda değil her zaman olmasıdır. Gecelerimizde kar amacının olmaması ve eğlenmeye gelenleri rahatsız edecek ölçüde para toplanmaması, haliyle iştiraki de arttırmakta ve tüm köylülerimizin de içtenlikle katılımını sağlamaktadır.
Yine Sayın Ferit Kotan’la ayrı düştüğüm bir hususta köy dernekleri konusudur. Şahsen ben köy derneklerinin kurulmasından yanayım. Malatya kalp ise Kazaları ana damarlar, köyler ise kılcal damarlardır. Kalbin pompaladığı kanı ana damarlar bir yere kadar taşır. Kılcal damarlar ise o kanı en ufak organımıza dahi ulaştırır. Bu gün İstanbul’da bir Arapgir Derneği ve 20 köy derneği vardır. O köy derneklerinin ana derneğe çok faydası olduğu kanısındayım. Biz Ankara da kurulacak diğer köy dernekleri ile beraber ana derneğimiz olan Arapgir’e her ay belli bir para ödemeyi Sayın Ferit Kotan’a teklif ettik ama belirttiğimiz nedenlerden dolayı kabul ettiremedik. Kaldı ki o köy derneklerinin üyeleri dernek lokalini doldurabilecektir.Üyenin gelmediği lokal eninde sonunda kapanmaya mahkumdur.
Ankara da hemen her an bir Arapgir köylüsü ölüyor. Hangi cenazeye Arapgir derneğinden bir kişi geliyor. O köylülerin sıkıntılarını hangisi biliyor. Ama bir köy derneği olsa o dernek aracılığı ile gerekenler yapılır ve ana derneğe bilgi verilir. Dolayısıyla da ana derneğin yapamadıklarını köy derneği yaptığı için ana derneğin yükü azalır. Burada bir güç bölünmesi değil bilakis bir güç birliği vardır. Ama sanırım Sayın Ferit Kotan burada güç bölünmesinden değil, para bölünmesinden yakınmaktadır.
Köy için ne yaptın diye bize sorduklarında ben yukarıda belirttiğim şeyleri yaptık diyeceğim de siz Arapgir için ne yaptınız diye sorduklarında Atatürk heykeli ve Köydes’e alınan kepçeye iştirak ettikten başka , ne yaptınız. Lokal olarak aldığınız yere bağladığınız para ile Arapgir’e ekonomik bir yatırım yapabilirdiniz. Köy derneklerinin kurulmasını destekler ve teşvik ederek onlar aracılığı ile Ankara’da bulunan tüm köylülere ulaşabilirdiniz. Onların yardımı ile lokalinizi doldururdunuz. O zaman yalnız Arapgir değil Arapgir’in tüm köylülerine ulaşmış ve köy dernekleri aracılığı ile toplanan aidat ve bağışlardan daha rahat para tahsil edilebilirdiniz. Birlik ve beraberliğin en yoğun yaşandığı gecelerde kişiler birbirlerini ve derneği daha yakından tanımak fırsatı bulurlar. Ama bizzat Sayın Ferit Kotan’ın belirttiği gibi gecelere iştirak az olmakta ve yeterince bağış toplanamamaktadır. Arapgir gecesine gelen kişi sayısı azdır ve gelenler bellidir. Biletler pahalı ve protokol dediğimiz kişilerden ücret alınmamaktadır. Bu kişilerin bazılarının vereceği paralar geceye katkı sağlamaktadır. O kişiler bellidir.. Onlar her zaman için Derneğe gerekli katkıları yapmaktadırlar. Ama yüzlerce Arapgir’li ve köylüsü orada yeterli bağışta bulunamamanın ezikliğini yaşamamak için gelmemektedir. Oysa onlarında katılabileceği düzeyde ucuz geceler olsa o kişiler çocukları, gelinleri ve damatları ile birlikte gelip memleketini gururla tanıtabilecektir. Dolayısıyla Arapgir ve derneğe daha sıcak bakabilecektir. İstendiğinde de” ki istenmese bile” rahatlıkla elinden gelen parayı derneğe verecektir.
Özetle belirtmek gerekirse; köy derneklerinin kurulması bir güç bölünmesi değil bilakis belirttiğim nedenlerle bir güç birliğidir. Köy dernekleri aracılığı ile, en ücra köylü hemşehrimize dahi anında ulaşmak olanaklıdır.Köy dernekleri ile toplu veya ayrı ayrı yapılacak görüşmelerde karşılıklı fikir alışverişi herkesle diyalogu sağladığı ve karşılıklı güveni sağladığı gibi para tahsilatını da arttıracak ve ana derneğe hareket kolaylığı yaratacaktır.
Yani Sevgili Ferit Kotan ağabeyim, bence biraz da eğri oturup doğru konuşalım. Sen benim öncede belirttiğim gibi 40 yıllık tanıdığım değerli bir arkadaşımsın. Senin nasıl şartlarda derneği yönettiğini biliyorum. Şu anda da aynı perfonsmanı gösterecek ikinci bir kişiyi de göremiyorum. Ama ne olur biraz da benim önerilerimi düşün. Önce Arapgir’liyi ve köylülerini toparlayacak girişimleri yap, istim arkadan gelir.
Eğer bunu yapmazsan işte o zaman kimse Arapgir’liyim demez ; ben, Onar’lıyım, Konducak’lıyım, Bostancık’lıyım, Deregezenli’yim, Paynik’liyim,Tepte'liyim, Ormansırtı’lıyım der.
15 Mayıs 2008 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)