25 Ocak 2019 Cuma

AMERIKADAN MEKTUPLAR 26 Nisan 2005

                                                                                                                                        

EGE
5 yil once kizim evlenip Amerika'ya Seattle'a gitti. Bende torunum Ege'nin dogumu nedeniyle 2 sene once Seattle'a gelmistim. Dogum sonrasi torunumu hemen bir hafta sonra hastahanede, oradaki diger Turkler gibi sunnet ettirdiler. Ancak, cok modern tip imkanlarina sahip olan hastahanedeki kadin doktor kucuk Ege'mizi cok aglatti ve kanli bir sunnet yapti. Iki gun sonra bile cocugun agrisinin ve pipisindeki kizarikligin gecmemesi uzerine ayni doktor eve geldi, Ege'yi muayene etti ve "Bir sey yok" dedi "Ama yine de bir bevliyecinin gormesinde fayda var" diye de ilave etti. Gittigimiz bevliyeciden de sunnetin yanlis yapildigini ogrendik. Cok uzulduk. Peygamber sunneti denilen yarim sunnet yapilmis, sanki bademcik ameliyatinda parca birakmak gibi bir sey. Bizim berber Mithat bile daha iyi, kansiz ve cabuk yapardi bu sunneti. Biz isterdik ki Ege Turkiye'de anli sanli bir sunnet dugunuyle sunnet olup beyazlar giyinsin, erkekligede oyle adim atsin. Gerci evlendigindede dugun oluyor ama niye bu kez siyah giyer damatlar anlayamiyorum. (!)

Neyse Seattle o zaman cok hosuma gitmisti. Cok duzenli trafigi, muhtesem parklari ve ormanlari, carsilari, endustrisi beni cok sasirtmisti. 2 ay sonra Turkiye'ye dondum. Yine burada eski tas eski hamam.

Sagolsunlar bu arada cocuklarda 2 kez Turkiye'ye geldiler. Sirf bizler torunumuzun bu zamanlarini gorelim diye. Zira bu hizla buyuyen Ege'ninde her yasinin hatta her ayinin guzelligide farkli oluyor.

3 ay once yine cocuklardan israrli davet geldi. " Nolur babacigim gelin Ege'nin bu halini gorun. Sonra buyuyunce pisman olursunuz" diyorlar. Dusunduk haklilar. Eh biletleride eletronik olarak almislar. Ne yapalim biz de dunurlerimizle mecburen yollara dustuk. Once Istanbul, sonra Londra oradan da 9.5 saatlik bir ucusla Seattle'a geldik. Hakikaten bizim 20 aylik torun olmus tam bir afacan. Annesi onunla, bir bebek, bir arkadas gibi oynamis ona bir cok seyler ogretmis. Tum harfleri biliyor. Arabalari, insanlari, kitaplari taniyor. Bir tek beslerden sonraki kerrat cetvelini daha tam ezberlememis(!). Internetten bizi devamli seyrettigi ve evde devamli konusuldugumuz icin de hic bize yabancilik cekmedi. Tatli diliyle bizlere Cemaal Dedee, Atees Dedee (ben oluyorum bu), Babaanneee diyerek her istegini de yaptiriyor bacaksiz. Temizligede anormal duskun. Hele o kucucuk ayak parmaklarini ta burnunun onune kadar getirip tek tek cok ciddi olarak kontrol etmiyor mu olduruyor bizi gulmekten. Yalniz kendisinin degil cevresininde temizligine cok duskun. Eline bir bez veya supurge aldimi basliyor evin dip kose temizligine.

Sandin (salincak), akalili (atli karinca), pokolili (portakal suyu), kadic (kaydirak), hatin (makarna) gibi daha bir cok kelimeleri var. Bize bunlari soyluyor ama "Sandin ne?" dedigimizde de salincak demesini biliyor. Yani daha bu yasta bizimle dalga geciyor galiba.

Yahu, ben burada Seattle'i anlatacaktim, ama torunum Ege'ye takildik kaldik. Hic bir sey anlatamadim. Daha once derlerdi de inanmazdim. Torun sevgisi bir cok sevgiden daha buyuktur diye. Galiba dogruymus. Yazimiz bu yuzden cok uzadi, simdilik diger konulari bir baska gune birakalim ve yazimizi Ege'nin baska seylerini anlatmadan burada noktaliyalim.

Hepinize coook uzaklardan selam ve sevgiler.

Hiç yorum yok: